Öncelikle söylemek gerekir ki bu yazı klasik özgür yazılım yada linux fanatizmi çerçevesinde değildir. Önceki girdide sahip olduğum 5800′dan bahsetmiştim. Nokia piyasada malum sağlam konumda olan firmalardan biri fakat internete düşen son haberler gidişatın böyle devam etmeyeceğini düşündürüyor bana. nokia gelecek modellerinde windows ile çalışacağını duyurdu peki bu ne demek. Bu zamana kadar harcadığım tüm emeği, bu emeğe destek verenleri bir kalemde siliyorum demek. Peki neden savunuyorum symbian’ı. Basit şu anda elimde ki bu ortalama 400 liralık telefonla internete girebiliyorum, office uygulamalarını çalıştırıyorum, hatta navigasyon ve gps için kullanabiliyorum. Resim düzenleyebiliyorum. Bu yazıyı dahi telefon üzerinden yazmayı düşünüyordum, Fakat yazı uzun olacağı için kendime işkence etmek istemedim. Ekran görüntüsü bile alabiliyorum.
Symbian yavaş olabilir ama bunun çözümlerini aramak nokia’nın elinde. Aslında asıl anlayamadığım neden windows mobile. Bu piyasada yaptığı ataklarla hep çuvallayan bir şirketten bahsediyoruz. microsoftun piyasa için geliştirdiği telefon bile zarar etmişken önünde çığ gibi büyüyen android gerçeği dururken, neden windows mobile hala anlamış değilim. Aslında bu bir 5800 yazısı değil ancak şunu da belirtmek gerek donanım kalitesinde nokia’nın bir şey yapması gerek. Samsung tasarım, kullanışlılık anlamında çok sağlam. Nokia’nın adam gibi telefon üretmesi dileğiyle
Çok yazmıyorum yazacak bir şey yapmıyorum. Belki de tembelliğime yeni bir kılıf buldum. Artık bir 5800′ım var ve kullandığım en iyi telefon bi yanda irc programı (mirggi), bi yanda müzik çalar çalışırken Erkan Oğur eşliğinde bu blog girdisini yazıyorum. Doğrudur iphone’la boy ölçülecek durumda değil ama ihtiyaçlarımı karşılıyor. Nokia’nın linux gibi bir nimete de sırt çevirmesini hala anlamıyorum. Neden kendi emeklerini çöpe atıyorlar. Neyse bu pc yavrusundan yazacaklarım bu kadar hadi eyvallah
Evvet sayın seyirciler. Sevgili burak‘ın emekleri büyümeye devam ediyor. Hadron artık alpha düzeyinde ve denediğim kadarıyla istikrarla çalışmakta ve bu yazıda Hadron üzerinden yazılmakta. Kendi düzenlediğim halinin ekran görüntüsünü de ekliyorum. Aşkın yollu‘nun lpms-gui’side pek güzel durdu. Burak’ın yazdıkları üzerine de konuşmak isterdim ancak söylenecek söz bırakmadı. Ama kendimce bazı kararlarımı tekrar gözden geçirmemi etkileyen bi faktör oldu. Tabiki gpl’i ve yazılımların özgürlüğünü ve hatta sanatın özgür olması gerektiğini savunmaya devam edeceğim. Kendi çapımda belgeler, çalışmalar yapacağım. Fakat pasif olarak savaşacağım trollerle. Adına ne derseniz deyin lamer trol vs ama bir şeyi araştırmadan karşıma gelene artık yardım etmeyeceğim. Çünkü ona yardım etmiyorum bu şekilde, zaten oda yardım istemiyor. Abi işimiz görülsün tarzı bi olay var ortada ve buna çok sıkılıyorum. Bende birilerinden yardım alarak geldim bu noktalara ve belki de evet bende işim görülsün istedim. Peki fark nerede abi birşeyler öğrendim artık her sorunumda da bi el atın demiyorum. Arch-Linux’mu sıkıntım açıyorum forumu okuyorum İngilizcem yetersiz olsada. Sorunumu bazen çözüyorum bazen çözemiyorum. İşte orada bas bas bağırıyorum yardım diye ama anlatıyorum. böyleyken böyle oldu, şu komutu verdim, bak Allah’ın Kanada’lısı da aynı hatayla karşılaşmış ama onun yaptığı yemedi bende diyorum. Konuyu daha fazla dallandırmadan; İşte karşınızda hadron
Ve en sonunda Burak‘a yaptığımız tüm baskılar sonuç verdi. Hadron’un prealphasını duyurdu. Açık konuşmak gerekirse bu kadar zor bir şey beklemiyordum. Tam bir analiz yapmak gerekirse hadron ağır fakat sağlam geliyor. Ben dağıtımı usb üzerinden denedim çeşitli hatalarla karşılaştım. 3 kez hadronu yenilemek zorunda kaldım. (permanent.hadron’u tekrar oluşturuyorsunuz.) Burak olmasaydı X’i göremezdim herhalde Aşağıya ilgilenenler için bir ekran görüntüsü (öntanımlı hali bu değil) ve hadron’la alakalı link’i koyuyorum. Burak’ın Hadron Girdisi
Archlinux’da uzun süredir pidgin kullanıyordum, msn görüşmelerim için. Fakat amsn’nin görüntülü görüşme desteğini incelemek istedim. Çünkü ihtiyacım oluyor bazen. Daha tam olarak denemedim ama çalışıyor diyebilirim. En azından test’te benim bilgisayarımdan yana bi sıkıntı yoktu. Amsn’nin arayüzünün gtk uyumsuzluğu kafamı bozarken var olan kabukla oynamayı düşündüm ve ortaya Archernymph çıktı Dark matter ve default kabuklarının karışımı diyebilirim ayrıca Dark matter’ın arkaplan rengini temaya göre ayarladım. Ekran Görüntüsüne bakmak isteyenler ve indirmek isteyenler, Buraya
Amsn’yi bu hale getirmek baya zahmetliydi bundan da bahsetmeden olmaz. Madde halinde yazmak gerekirse;
1-Amsn ve farsight2 paketlerini bağımlılıkları ile beraber kuruyoruz. Ayrıca autotoolset paketini aurdan derliyoruz. Yoksa Farsight çalışmıyormuş. (Ben sistemi güncellemeden önce autotoolset’i kurduğum halde çalışmıyordu. Amsn’yi 0.98.1-3′e yükselttikten sonra çalıştı autotoolset’in bunda bir etkisi varmıdır bilemiyorum. )
2-Hesap»Seçenekler»Bağlantı yolunu takip ediyor ve port durumumuza bakıyoruz. Tabiki port açık değil Modem arayüzüne erişip Port açıyoruz. ve Tekrar Hesap»Seçenekler»Bağlantı yolunu takip ediyor ve port durumumuza bakıyoruz. Portlar iyi ayarlanmış yazısını görüyor ve 3. basamağa geçiyoruz.
3-Hesap»Seçenekler»Diğerleri yolunu takip ediyor Ses ve Görüntü ayarlarını değiştir Düğmesine tıklıyoruz. Yönergeleri takip ederek donanımımızı test ediyoruz.
Geçmiş olsun. Sorun olursa yardım ederiz
Okul başladı Ktü’ye uğradım hala Fedoraların ne olduğunu anlayamayanlar var, ki bu normal. Normal olmayan bilgisayar salonundaki tüm makinelerin görünümünün kaymış olması tüm gnome panel uygulamaları birbirine geçirilmiş bi şekilde. Ve bunu bozan hiç düzeltme zahmetine girmiyor. Hadi bilmiyor diyelim oradaki görevliden de yardım istemiyor. Ben düzeltirken arkadaşlarım olum sanane diyor. Yani okul bıraktığım gibi düzensizlik hat safhada. Bunun yeni örneği saolsunlar Danışman hoca muhabbeti, neymiş efendim çakışan derslerimiz varsa hoca bunları değiştirecekmiş, o onaylamalıymış tüm dersleri, falan. Acaba bizim ders seçme zamanımızdan önce ders programını açıklamak daha mantıklı değil mi? Bizde ona göre çakışan derslerimiz varsa yer değiştiririz. Hatta en mantıklısı her sene ders programı değiştirmek yerine bu işi bir kez yapıp herkesi buna uymak zorunda bırakmak değil midir? Ama olmaz biz tüm doğu ülkelerinin kültürlerinde olduğu gibi karmaşayı, kaosu, sistemin dışına çıkmayı sevdiğimiz için birisi gelir o programında dışına çıkar. Fedoralara tekrar dönersek Root olunamayan bir linux’un dünyanın en gıcık şeyi olduğunu anladım. Hiç bir şey yapamıyorum hiç bir şey kuramıyorum elimi nereye atsam root parolası istiyor.
Blenderla olan münasebetim giderek azalıyor ama unutmuş değilim o alanda illa kendimi geliştirecem. Bu aralar inkscape’le uğraşıyorum. İşte bugün yaptığım duvar kağıdı ve kullandığım resim. Svg’si ise burada
Selamlar. Kafadan konua gireyim. İlk fbsplash denememde çuvallamıştım. ve kullanmamaya karar verdim. (sonra tekrar denedim ve oldu ). E kullanmayacağım paketide kaldırayım dedim ve kaldırdım bu sırada yaourt saolsun initscripts paketinin hiç bir paketin bağımlılığı olmadığını ve kaldırabileceğimi söyledi. bende ona uydum. Neyse uzun uğraşlar sonucunda initscripts paketini live cd üzerinden chrootla tekrar kurdum. Bu yazıyıda benim gibi aynı sorunu yaşayan nigihayaminin konuyu anlatmasından sonra yazıyorum. Aynı hataya başkalarıda düşmesin çünkü evet kendi adıma bir çok işi dikkat etmeden yapıyorum. Buda o dikkatsizliğimin eseri. Son olarak eğer bu hataya düştüyseniz initscripts paketini kurmadan önce rc.conf ve benzeri açılış betiklerinizin yedeğini alın çünkü hepsi initscriptsin içinden çıkıyor ve öntanımlı oluyorlar. Tüm ayarlarınız duman olmasın. Herşey yoluna girdi derken twm ile karşılaşmak hoş olmuyor
Bir linux kullanıcısı olarak holigan bir taraftar’ın takımının maçı alması gibi sevindim ve güldüm, Bu animasyon’u ilk izlediğimde. Hala aynı duyguları yaşıyorum. Evet işler bu animasyondaki gibi gitmiyor. İnsanlar alıştıklarıyla yaşamayı ve yeni şeyler öğrenmeyi önemsemiyor ama inanıyorum insanlar linux’un daha doğrusu gnu/linux’un ekmek kadar su kadar gerekli olduğunu bir gün anlayacaklar. BaDibere’ye bu güzel video’yu bana hatılattığı için teşekkürler
Artık sıradan oldu. iki haftada bir eve gel otur pc’nin başına başla kurcalamaya. Dört koldan farklı işlerle uğraşmaktansa zamannımın çoğunu blender‘a ayırmaya karar verdim. Hem okuduğum bölümle alakalı ilerde işime yarayacağına inanıyorum hem de içimizde bi hayal de var hani belki böylece bunlar hobimiz olmaktan çıkar diye. Merak ediyorum acaba soğurmuyum o zaman, bilgisayar başında oturmaktan birşeyler kurcalamaktan, üretmekten. Bunları sırf para kazanmak için yapmam gerekenler gibi görürmüyüm.
Plo’nun yarışma duyurusundan sonra iyice yoğunlaştım blender’a ve bazı güzel işler çıktı ortaya buraya ekleyemiyorum şimdi. Yarışma bitince inşallah… ama aradan sıyrılmış küçük basit bir çalışma kendisi basit yapımı değil ha